MER’A

“Mer’a kadimden beri mer’adır. Hususiyeti değiştirilemez.” Kanunnamelerde böyle yazar ve bu hüküm Türklerde kadimden beri var. Cengiz yasalarında da geçer. Mera üzerinde padişahın bile hakkı yokken ne günlere kaldık?. Sözde Osmanlıcıların Osmanlı’dan bile haberi yok. Otlaklar hayvanlarındır. Artık GES yersiniz. Meraları maden için, üniversite için, toplu konut için, tarla için, GES için gözden çıkaranlar kesinlikle beyinsizdir. Bırakın GES, üniversite bile yapamazsınız, yani Mera ondan da değerlidir. Bunu niçin söylüyorum: mecliste bir konuşma izledim yıllar evvel, bir profesör vekil konuşuyor ve üstelik muhalefetten ama iktidardaki ortaklardan birkaç profesör vekil de başıyla tasdik ediyor, adam haklıymış gibi, şöyle diyor vekil prof: “Üniversite yapacaktık, vermediler, neymiş efendim, meraymış.” Şu cehaleti gòrüyor musunuz? Evet, merayı boş, değersiz arazi sananlar beyinsizdir, iklim değişikliği ile mücadele edemez. Kesinlikle tarih ve hukuk bilgisinden yoksundur. Kesinlikle Allah’a isyan içindedir. Allah, “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi de helak edecek misin” ayetini bunlar için indirmiştir. Ayrıca iklim değişikliği ile mücadelede ot küçümsenemez, ağaç kadar değerlidir, karbon emiliminde etkilidir. Meraları işgalden vazgeçin. Zeytinlikler, ormanlar, meralar babanızın malı değildir, bunlar üzerinde kimse hiçbir şekilde tasarrufta bulunamaz, bunlar üzerinde keyfi mülkiyet hakkı olamaz, sadece kullanma hakkı vardır. Bunu bilmeyenlerin Türklük, İslamlık, çağdaşlık vb değer hükümlerinin ardına saklanması onların cehaletlerini, liyakatsizliklerini, ehliyetsizliklerini, adaletsizliklerini ve hadnaşinaslıklarını örtmez. Meraları yok eden hatta küçümseyen herkes tarih, ilim ve doğa düşmanıdırlar. Profesör ya da vekil filan olmaları onları kurtarmaz. Tarih, ilim ve doğa düşmanı olanlarsa zaten Türklük, İslamlık ve vatan düşmanıdırlar.

Dr. Lütfü ŞAHSUVAROĞLU

Similar Posts

  • Taşlamalar

    Utanmanın enayilik sayıldığı günler yaşıyoruz. Hırsızlık adı konmamış yasal hak. Yeter ki bizden ol… Bu durumda gerçek mizahın ciddi bir yazım ve çizim olduğuna inanan emekçilerine üzülerek de olsa gün doğuyor. Ben çizgi ve taşlamalarımla naçizane katkıda bulunmaya çalışıyorum. İşte taşlama örneklerimden bazıları… Mehmet ÖZKENDİRCİ

  • Balık Kavağa Çıktı mı?

    Sormuşlar ulu kavağa… Balık kavağa çıktı mı? Çıktı demiş, ancak aramızda sır…Çıkamaz diyenler, düşünsün dursun isterlerse bir asır… Memleketin üç tarafı derya deniz. Balık bol, balık çeşitli. Her çay kenarı, dere kenarı, nehir kenarı kavak, söğüt. Yeşillikler maviliklere karışmış bir vaziyet… Çay balığı, dere balığı, nehir balığı göl balığı da bol… Diyorlar ki… Ne olacak…

  • Üreten İnsandan Yok Eden Yaratığa

    1940’lı yıllara kadar Anadolu’nun yoksul köylerinde yanan bir ışık vardı. Bu ışık yalnızca gaz lambalarını değil, Türk ulusunun ruhunu da aydınlatıyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, hiçbir dünya devletinin cesaret edemediği bir hamle yapıldı: Köy çocuklarına yalnızca okuma yazma değil, üretme kudreti kazandırıldı. Tarlada çalışan çocuk aynı zamanda marangozdu, keman çalıyor, şiir yazıyor, tiyatro sahnesinde rol alıyordu. Uçak üretiyor, torna kullanıyor,…

  • Süper Vali”nin İnsanî Portresi

    Halka Yakınlık ve Samimiyet Recep Yazıcıoğlu, “Süper Vali” ya da “Efsane Vali” unvanlarıyla anılmasının temelinde, bürokrasinin klasik mesafesini yıkan, halkın arasına giren tavrı yer alır. Formaliteyi bir kenara bırakarak “Kapıyı vurmadan girebilirsiniz” gibi ifadelerle bürokratik yapıyı samimiyete dönüştürmüştür ([Akis Haber], [sabithaber.com]). Giysi tercihlerinde bile resmiyetten uzak, tişört veya şortla halkın arasına karışmış; dağda, köyde, sporda…

  • Kimlik ve ideoloji-3

    Osmanlı’da Türk Kimliği ve Aşağılama Geleneği: Sevr Artıklarının Oyununu Bozmak İçin Tarihi Doğru Okumak Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik kimlikler üzerinden bölmek isteyen Sevr artıklarının planlarını bozmak için önce tarihi gerçekleri ortaya koymak gerekiyor. Bu amaçla, Osmanlı Devleti döneminde “Türklük” olgusunun nasıl konumlandığına bakmak, bugünkü tartışmaların kökenini anlamamıza yardımcı olacaktır. Osmanlı’da Türklüğün Yeri: Aşağılanmış Kimlik Osmanlı’nın…

  • ORGANİK ŞİİR

    Edebiyat camiasına adım attığımdan beridir muhatabı olduğum “Soy isminiz gerçekten YAZAR mı?” sorusuna verdiğim “Evet” cevabının ardından aldığım karşılıkta ilginçtir. “Ha bende sanmıştım ki hani edebiyatla ilgileniyorsunuz ya kendiniz koydunuz soyisminizi” … İnsanlara kızmamak lazım,. Kızmıyorum da. Piyasada isminin başına “Araştırmacı yazar, Şair, Ozan, Düşünür ” unvanlarını koyan o kadar çok kalemdaşımız var ki…( Burada…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir