ÇOCUKLUĞUM ve KEŞKE’LER…

Koşup oynadığım o sokaklarda,
Anılara dalmış, mazinin derinliklerinde sessizce yol alırken, toz toprak olsa da üstüm başım, deli taylar gibi koşmak istiyorum sokakta çevirdiğim çemberin peşinden,
Kanat çırpmak istiyorum uçurtmanın, ya da elimden kaçan balonun peşinden koşup yakalayamayınca yavaş yavaş gökyüzüne yükselişini izlerken.
Çocuktuk, mutluyduk, azla yetinmesini bilen, yok dediğinde itiraz etmeyen çocuklardık, ziyanı yok, olmasa da süslü bayramlık elbiselerim, yağmur yağdığında ayakkabılarım su almasın ne önemi var, içimdeki o tertemiz çocukluğumu geri gelse o bana yeter.
Cebimizde üç beş kuruş paramız olsa hemen mahalle bakkalına koşardık, bakkaldan aldığımız leblebi tozu,gofret, ala şekerin tadına ermek istiyorum, lokumun bisküvinin tadını çoooook özledim, uyandırmayın beni daldığım hayal dünyamdan, doya doya yaşamak istiyorum yeniden çocukluğumu
Topaç çevirdiğimiz toprak yollar, nerde benim arkadaşlarım, nerde kömür kokan mahallem, nerde sokakta bağıran satıcılar, belli ki zaman onları da yutmuş, ne ben o eski çocuk, nede mahalle o eski mahalle, içimde tarifsiz burukluk olsa da yüreğimin en derinliklerinden şimdi çocuk olmak var demek geçiyor.
Top oynarken, koşarken düşerdik, dizimiz kanardı, acısı yüreğimize çökse de ağlamazdık serde erkeklik vardı, pantolonlumuzun yırtılan dizinden dolayı akşam annemizden yediğimiz azarı bile çok özledim.
Mahallemizde ramazan günleri bizim en çok sevdiğimiz günlerdendi, her evde çeşit çeşit yemekler, tatlılar, teravi namazı çıkış oyunalar oynar gece yarısına kadar eve girmezdik, hele Bayram günü sabahtan akşama kadar ev ev dolaşır topladığımız şekerleri arkadaşlarımızla otururu birlikte yerdik, özledim işte çocukluğumuz özledim.
Çoğu zaman unuturduk açlığımızı, oyun daha ön plana çıkardı, o bilemedik belki ama şimdi çok daha iyi hissediyordum, çocukluk günlerindeki hayallerin, renklerin bitmeyen güzelliklerini gönül ister ki yeniden o günlere geri dönmek, ama ne o günlere dönmek mümkün, ne de geçen zamanı durdurmak.
Hepimizin hey gidi günle hey dediğimiz anlar vardır ya işte tam oradayım, dalmış olduğu anılar yolculuğunda yol alırken yorgun düşen hayalimi soluklandırırken ne kadar güzeldi çocuk olmak duygusu geçiyor içimden
Büyümenin bu kadar meşe katli ve zor olacağını bilse kim büyümek isterdi ki bilseydim büyümenin bu kadar canımı acıtacağını bana küçükken sorduklarında büyüyünce ne olacaksın sorusuna hiç tereddüt etmeden ” Büyüyünce ben çocuk olacağım ” demek geçiveriyor içimden
İnsan büyüdükçe hayatın yükü ağırlaşıyor, makam mevki, itibar arttıkça sorumluluk da artıyor ve büyüyor, inan tam bunaldığı bir anda içinden bir fırtına gibi kopan bir çığlık olan bir söz “Simdi çocuk olmak vardı” Annemin dizlerinde uyuyup pembe rüyalara dalsaydım, ama olmadı, mazide kalan sadece masum hayallerim ve anılarım.
Bedenim büyüse de yüreğimin bir köşesinde çocukluğum kaldı, bir de hep içimi daraltan koskocaman ” KEŞKE “ler kaldı. Özledim çocukluğumu çok özledim, acının, sevincin, hatta ağlamanın bile tardını. Keşke büyümeyip çocuk olarak kalabilseydim.
