Süper Vali”nin İnsanî Portresi

Halka Yakınlık ve Samimiyet

Recep Yazıcıoğlu, “Süper Vali” ya da “Efsane Vali” unvanlarıyla anılmasının temelinde, bürokrasinin klasik mesafesini yıkan, halkın arasına giren tavrı yer alır. Formaliteyi bir kenara bırakarak “Kapıyı vurmadan girebilirsiniz” gibi ifadelerle bürokratik yapıyı samimiyete dönüştürmüştür ([Akis Haber], [sabithaber.com]).

Giysi tercihlerinde bile resmiyetten uzak, tişört veya şortla halkın arasına karışmış; dağda, köyde, sporda – doğallığını kaybetmeden – sade yaşamı tercih etmiştir [sabithaber.com].

Cesur, Eleştirel ve Kararlı

Yazıcıoğlu, bürokrasideki hantallığı ve sistemin işleyişindeki tıkanıklıkları açıkça eleştiren biriydi. “Polisten vali olmaz” derken, sistem içinde birbirine benzeyen bürokrat atamalarına ve monolitik yapıya karşı çıkıyordu [Onedio], [Gündem 24]. Ayrıca şu sözleriyle sistemin içindeki gerilimi, hiyerarşik dilin yerine insan odaklı bir yaklaşımı savunuyordu:

 “Memleket… nasıl olur? Bir vatandaş nasıl ‘düşman’ olur? … Bu askerî terminolojidir. Sivil hayatta ‘dost-düşman’ terminolojisi kullanılır mı ya!” [sabithaber.com]

Hayata Geçirdiği Hümanist Projeler

Tokat’ta “Yılın Bürokratı”: Türkiye’nin en genç valisi olarak eğitim ve sağlık projelerindeki başarısıyla bu ödüle layık görüldü. Yerel halkla birlikte imece usulü derslikler ve sağlık ocakları açtırdı [Anadolu Ajansı][5], [YENİ ADIM GAZETESİ], [Son Dakika]

Başpınar Köprüsü Projesi: Erzincan’da 30 yıl boyunca yapılamayan köprüyü hayata geçirdi. Bu sayede 22–23 köyün şehirle bağlantısı sağlandı; hem ulaşım hem de toplumsal bağ güçlendi [Akis Haber], [Onedio], [Bursa Arena], [YENİ ADIM GAZETESİ].

Deprem ve Kriz Yönetimi: 1992 Erzincan depreminde yaraları hızla sarmak için kriz yönetiminde öne çıktı. Halkın güvenini kazanarak bir nevi rehber oldu [Kayıplarımız], [Onedio].

Halkın Gönlünde Yaşayan Miras

Onu bazen eleştirenler olsa da ailesinin ve vatandaşların anlatımı, insan olarak ne kadar bağ kurduğunu gösterir:

* Ağabeyi, onun “Halkın sözcüsü” olduğunu vurguladı; sistemsel dönüşümü toplum lehine savunduğunu söyledi [Anadolu Ajansı]

* Kardeşi, “Onun ölümünün normal olduğunu düşünmüyorum” diyerek hâlâ bir kayıp hissi yaşandığını ifade eder [Anadolu Ajansı].

* Yaptığı işlerin hayata etkisi, uzun yıllar sonra dahi anılmasını sağlıyor; mezarı başında karanfil, not ve ziyaretlerle hatırlanıyor [TRT Haber].

* Erzincan’daki anmalarda “Makamı değil insanı yücelten bir anlayışın sembolüydü” denir [Gündem 24].

Toplum İçin Kayıp: Vefatının Yarattığı Derin Etki

8 Eylül 2003’te, Denizli Valiliği sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitiren Yazıcıoğlu’nun vefatı, hem bir insanî hem de toplumsal kriz olarak yaşandı:

Kamu vicdanında derin iz: Ölümü “karşılıksız hizmetin karşılığı” şeklinde tanımlanarak büyük bir özlemle anılıyor [Anadolu Ajansı].

Yeni nesil devlet adamı arayışının kaybı: Bürokrasiye meydan okuyan, halkla beraber yürüyen bir modelin eksikliği hissediliyor; özellikle valilik ve yerel idarelerde onun gibi karakterler aranıyor [Malatya Söz], [TRT Haber]

Simge projelerin taşıyıcısının gidişi: Yapılmamış işleri tamamlayan, köyleri birleştiren projeler yürüten bir liderin yokluğu sayesinde ülke yönetimi bir esneklik ve yaklaşımsal dönüşüm fırsatını kaybetti.

Toplumsal yas ve hatırlama: On binlerin katıldığı cenaze töreniyle, bir devlet adamından öte bir toplumsal figür olarak halkın ortak yasının simgesi oldu [Anadolu Ajansı], [Son Dakika].

……….

Recep Yazıcıoğlu, devletin soğuk yüzünü yumuşatan, bürokrasiyi dönüştüren, halka değil halkla kurulan devlet kavramını derinleştiren bir liderdi. Ölümü, salt bir trafik kazası değil, toplumsal bir kırıdı temsil etti. Ardında bıraktığı miras —halka güvenen, insan odağını merkeze alan yönetim anlayışı— Türkiye’nin bugün bile özlem duyduğu bir modeldir.

Saygı, Özlem ve Rahmetle anıyoruz…

Meşale Dergisi

Similar Posts

  • MER’A

    “Mer’a kadimden beri mer’adır. Hususiyeti değiştirilemez.” Kanunnamelerde böyle yazar ve bu hüküm Türklerde kadimden beri var. Cengiz yasalarında da geçer. Mera üzerinde padişahın bile hakkı yokken ne günlere kaldık?. Sözde Osmanlıcıların Osmanlı’dan bile haberi yok. Otlaklar hayvanlarındır. Artık GES yersiniz. Meraları maden için, üniversite için, toplu konut için, tarla için, GES için gözden çıkaranlar kesinlikle…

  • DOST VE DÜŞMAN

    DOST VE DÜŞMAN Yaşadığımız dünya sadece bize ait değildir, ama her canlı ve her insan yerini yurdunu, dostunu düşmanını iyi bilecek, bu dünya ne sadece bizim için yaratıldı, nede yurdumuz ve insanlarımız bir başkasının esareti altında ve güdümünde olmaya layıktır. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuyu ne özetlemiştir. “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum…

  • Üreten İnsandan Yok Eden Yaratığa

    1940’lı yıllara kadar Anadolu’nun yoksul köylerinde yanan bir ışık vardı. Bu ışık yalnızca gaz lambalarını değil, Türk ulusunun ruhunu da aydınlatıyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, hiçbir dünya devletinin cesaret edemediği bir hamle yapıldı: Köy çocuklarına yalnızca okuma yazma değil, üretme kudreti kazandırıldı. Tarlada çalışan çocuk aynı zamanda marangozdu, keman çalıyor, şiir yazıyor, tiyatro sahnesinde rol alıyordu. Uçak üretiyor, torna kullanıyor,…

  • Kimlik ve ideoloji-3

    Osmanlı’da Türk Kimliği ve Aşağılama Geleneği: Sevr Artıklarının Oyununu Bozmak İçin Tarihi Doğru Okumak Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik kimlikler üzerinden bölmek isteyen Sevr artıklarının planlarını bozmak için önce tarihi gerçekleri ortaya koymak gerekiyor. Bu amaçla, Osmanlı Devleti döneminde “Türklük” olgusunun nasıl konumlandığına bakmak, bugünkü tartışmaların kökenini anlamamıza yardımcı olacaktır. Osmanlı’da Türklüğün Yeri: Aşağılanmış Kimlik Osmanlı’nın…

  • Balık Kavağa Çıktı mı?

    Sormuşlar ulu kavağa… Balık kavağa çıktı mı? Çıktı demiş, ancak aramızda sır…Çıkamaz diyenler, düşünsün dursun isterlerse bir asır… Memleketin üç tarafı derya deniz. Balık bol, balık çeşitli. Her çay kenarı, dere kenarı, nehir kenarı kavak, söğüt. Yeşillikler maviliklere karışmış bir vaziyet… Çay balığı, dere balığı, nehir balığı göl balığı da bol… Diyorlar ki… Ne olacak…

  • ORGANİK ŞİİR

    Edebiyat camiasına adım attığımdan beridir muhatabı olduğum “Soy isminiz gerçekten YAZAR mı?” sorusuna verdiğim “Evet” cevabının ardından aldığım karşılıkta ilginçtir. “Ha bende sanmıştım ki hani edebiyatla ilgileniyorsunuz ya kendiniz koydunuz soyisminizi” … İnsanlara kızmamak lazım,. Kızmıyorum da. Piyasada isminin başına “Araştırmacı yazar, Şair, Ozan, Düşünür ” unvanlarını koyan o kadar çok kalemdaşımız var ki…( Burada…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir