EHLİYET

Şu yaşıma geldim arabalara karşı ne bir ilgim oldu ne de şoför koltuğuna oturmuşluğum var. İstemediğim için nasipte olmadı belki…
Fakat bu aralar ailenin genişlemesi ve çocukların büyümesiyle seyahat ve ulaşımda bir arabaya ihtiyaç zuhur etti.
Tabi ki öncesinde ehliyet şart. Bir kaç sürücü kursu ile ön görüşmede bulundum.
Ve bir tanesinin söylediği şuydu :
- Ehliyet almak artık çok kolay. Takmayın kafanıza. Size kitap vereceğiz ona çalışır girer kazanırsınız.
- Ya direksiyon dedim
- O da kolay canım, direksiyon dersini de veririz. Alır çıkarsınız…
- Demek bu kadar kolay dedim
Adam gayet kendinden emin - Tabi ki kolay canım. Ehliyet almakta ne var sanki dedi
…
Demek ki neymiş efendim. Trafik kazalarının sebebi bu kadar basit. Sürücü kursları bu işe ticari gözle bakarak ehil olmayan ehliyetlileri trafikte direksiyon başına oturttuğu için…
Yazımı usta bir şoför olan – aynı zamanda oto tamir bakım ustası – abimin güzel ve dikkate şayan bir sözüyle noktalayım. ” Ben şoför koltuğuna oturduğum vakit beş araba birden kullanıyorum. Bir sağımdaki iki solumdaki üç önümdeki ve dört arkamdaki ve beşincisi de kendi arabam.”
Vessalam…
