LEYLEK LEYLEK LEKİRDEK


Ah o çocukluk yıllarımız yok mu?Keşke film şeridi gibi de olsa bir gelebilse, bir çıkabilse karşımıza.
Günahsız, suçsuz, her şeye en güzel duygularla inanan çocuklar. O zamanlar leyleğin geldiğini görünce hemen aklımıza kış mevsiminin bittiği, baharın müjdesinin verildiği anlar gelirdi aklımıza.Hep birlikte leyleğin hareketlerini izlerdik.Yuvaları onların evleriydi…
Leylekler yuvaya her gelişlerinde ağızı ile bir şeyler getirir, yuvalarını tamir ederlerdi. Ağzı ile bir şeyler getirene bizler “baba leylek” derdik.Zira bizde de dışarıdan eve ne gelirse babalar getirirdi..Analar onları hazırlar, bizlere yedirirdi.
Bizler insanız da onlar nereden biliyorlardı bunları? Sonbahar da buradan gidip sıcak ülkelere, oradan baharın gelmesiyle serin yerlere( hep aynı yerlere) gelirlerdi.
Anne olan leylek yuvasında çoğunlukla yatardı.Yumurtaların üzerinde yatarmış. Biz onu sonradan öğrenirdik.
Bizler o zamanlar çocukluk arkadaşlarımızla birlikte
:”Leylek, leylek lekirdek,
Hani bana çekirdek,
Çekirdeğin içi yok
Sarı kızın saçı yok”…tekerlemeketini hep birlikte söylerdik.

Yuvaları genellikle yüksek yerlerde olduğu için biz onları göremezdik.Baba leylek ağızında bir şeyler getirirdi.O sıralarda yuvadan lek lek lek diye çıkan sesleri dinlerdik. Hatta yeni doğan çocuklar için bu da nerden geldi dendiğinde :” onu leylekler getirdi ” derlerdi.Bizler de çocuk olarak ona inandığımız olurdu.Hatta, yavrulardan bazıları yuvadan atılırmış.Biz onu bilmezdik.Onunla ilgili “leyleğin yuvadan attığı yavru gibi olmak” deyimi hâlâ söylenir.

Similar Posts