Yaparsa Kim Yapar?

Dini bütün (!) kardeşlerimizin iş başına gelmesinden sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ticaretin tamamı, kandırma veya yanıltma üzerine kurulu. Bu konudaki kritik kelimeleri zaman zaman satırlarımıza taşıyoruz. Bugün de “Varan”ı gündeme aldık… Sondan başlayalım. Bu kelimeyi gördüğünüz an, geri durmayıp ilgi duyduğunuz an, tezgaha düşmüşsünüz demektir. Şimdi de bir akaryakıt dağıtım şirketi aynı tuzağı, sayın halkımızın önüne koydu… Şu kadar yakıt alırsanız şuna varan, bu kadar alırsanız buna varan miktarda puan-para gibi reklamlara başladı ama o varılacak miktarlara ulaşan çıkmadı. Her neyse biz görevimizi yapıp yola çıkalım. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Size bir olayı özetlemek istiyorum… “Ekonominin başı benim, ben.. Siz anlamazsınız.” dendi. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” dendi, “Bu can bu bedende olduğu süre, faiz düşecek” dendi. Netice ne oldu, faiz dünyanın en yüksek seviyesine %50’lerin üzerine çıktı. Peki şimdi ne deniyor… “Faizin olduğu yerde bereket olmaz.” Bu söylenenler üzerinden bana birisi durumu açıklayabilir mi… Bunu, siyaset ilmiyle, ekonomi ilmiyle kim açıklayabilir, nasıl açıklar? Ben bu tutarsızlıklardan herhangi bir netice elde edemiyorum… Acaba RT, sebep olduğu olayları, gene sebep olduğu faizin sırtına mı yıkmaya uğraşıyor? Lütfen biri bana anlatsın, kafam kalın değil anlarım. Dünyanın en güzel ve stratejik ülkesini bu hale getirmenin bedeli tekrar iktidara talip olmaktır. Yerli mercimek, girdilerden dolayı 80-85 liraya satılırken, buzlar ülkesi Kanada’dan gelen mercimek nasıl 40 liraya satılıyor… Gönen’i, Osmancık’ı, Tosya’sı, Terme’si, Baldosu, Berzani’si, sarı kılçığı envai çeşit pirincimiz mevcutken, ABD’nin GDO’lu, Yunanistan’ın kalitesiz pirinçleri nasıl olur market raflarını işgal eder… Dışarıdan tereyağı, elma, portakal alma ihtiyaç mıdır, yoksa birilerini zengin etme operasyonu mudur… Küçüklüğümde, memleketim Urfa’dan her gün koyun sürüleri Suriye’ye kaçırılırdı, et herkesin dolabına ve de mutfağına girerken ne oldu da, yıllardır, Avrupa ve Amerika kıtasından ithalat yapıyoruz… Hani, bir gerizekalının dediği gibi “Paramız var da alıyoruz” desek, o da değil, paramız da yok… Olanı da, efendimizin ilelebet ikbali için harcıyoruz… Birisi bana, bu ülkede iyi olan bir şey söylesin, zenginlerin affedilen, silinen vergileri hariç… Bana bir şey daha söyleyin… Yirmi beş yıldır, ülkeyi bu duruma getiren iktidar nasıl hâlâ umut olabilir? Bu Göbels’in fevkinde bir durum… Türkiye’de siyaset günlük hale geldi diyeceğim ama o da değil. Sabah söylenen öğle değişiyor, akşam ise bambaşka bir hal alıyor. DEM Parti’nin sokağından geçenleri mahkum edenler, şimdi Apo itine statü arıyor. DEM’i kapatmayan AYM’yi kapatma teklifinde bulunan Ca-Ce, “Gerekirse iki arkadaşımı alır, İmralı’ya ben giderim” derken, ayakta alkışlayanlar hep aynı kimselerdi… Yakın zamanda MHP grup toplantısında “Başbuğ Apo” sesleri yükselirse kimse şaşırmasın…

Gelelim ekonomiye ve onun ayrılmaz parçası üretime… Çok yakın zamanlarda, Balkanlar’dan Türkiye’ye bilhassa Edirne’ye müthiş bir trafik vardı. Gelenler, kendi paralarına göre çok ucuza geldiği için, gıda dahil ne bulurlarsa alıp giderlerdi… Şimdi ise olay tam tersine döndü… Türkiye’den Yunanistan’a turlar düzenleniyor. Boş valizlerle gidenler, her türlü gıda ve et ihtiyaçlarını, Türkiye’den çok ucuza temin edip dönüyorlar… Yapılan röportajların birinde, vatandaş ekmeği bile oradan aldığını söylüyordu… Seyrederken aklıma ne geldi biliyor musunuz… Yaparsa kim yapar, tabii ki, AKP… Haydi hep birlikte söyleyelim…

İstanbullular bizzat şahitlik ettiklerinden, diğer vatandaşlar da basından bilirlerdi… Laleli denilen semt, iğne atsan yere düşmez bir yerdi. Bilhassa demir perde gerisi ülkelerin vatandaşları tekstil olarak ne bulurlarsa, adeta kapışırlardı. Sanayi, siparişlere yetişemez haldeydi. Bavulunu tıka basa dolduran ülkesinin yolunu tutardı… Bavul Ticareti lafı dilimize buralardan yerleşmişti… Şu an oralara giden var mı… İn-cin top oynuyor. Çoğu dükkan kapalı… Koro hazır mı, o zaman hep birlikte: “Yaparsa kim yapar” Bir şeyi yok etmek, devam ettirmekten zordur… AKP, zoru başaran bir parti olarak, burada da çok başarılı…

Hepiniz Allah’ıma emanet olun. Hoşça kalınız…

Similar Posts

  • Dünya Bile Dar Gelecektir İsrail’e!..

    Bombaladığı, yaktığı, yıktığı, acımasızca yok ettiği Filistinli çocukların mezarları üzerinde, kendi çocuklarına güvenli bir hayat kurabilmeleri mümkün mü? Korkularla yetişecek olan nesline hangi güvenceyi verecek? Kısacası bundan böyle kendi toprakları değil, dünya bile dar gelecektir İsrail’e. İsrail’in Gazze’de ve işgal altındaki topraklarda uyguladığı politikalar, sadece sınırları değil, insanlığın ortak değerlerini de tahrip ediyor. Her yıkılan ev, her…

  • Zincirleri Kırmak

    Bugün Türkiye’de hürriyet yok! Büyük bildiklerimizin çoğu tepedekilere göre düşünüp konuşuyorlar. Böyle yapmasınlar da kılıklarını bir görsünler, hemen gönderilirler. Bu yüzden şahsiyet fukarasıdırlar, hiçler. Bunlarda rezillik boylarını aşmış ki, kovalanırlarken bile: “Buna da şükür. Ey büyüğüm, var olun, her şeyimi zatıalinize borçluyum” diyorlar. Yazıklar olsun size. Kötü örneksiniz. Bu yazım alıntılar ve yapacağım yorumlardan oluşuyor….

  • İhanet Sürecinin Gerçek Amacı Ne?

    “Hiçbir pazarlık yok. Örgüt kayıtsız şartsız lağvedilip, silahlar teslim edilecek” ambalajının içinden neler çıktı neler… Sırf, Kamışlı’da yapılan, PKK’nın,  DEM Parti’nin de katıldığı, özerklik çığlıklarının atıldığı toplantı bile ele alınsa, gerçek niyetin ne olduğu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar… Temeli atılmamış binanın, üçüncü katını imal edemezsiniz. Şu an yapılan iş, basitte olsa bir temel oluşturmak… İlerde,…

  • Kimlik ve İdeoloji-1

    Meşale Dergisi’nin yayın hayatına başladığını öğrendim. Türk dünyasına katkı sunacağına olan inancımla, emeği geçen herkese teşekkür ederim. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu olan Türk Ulusu’nun sistemli bir şekilde dışlandığı, toplumun ise kutuplara ayrıldığı sıkıntılı bir dönemi yaşıyoruz. Elbette bu sıkıntılar yalnızca son yirmi yılın sonucu değildir; ancak bugün, tüm kesimlerini etkileyen ve toplumu keskin kutuplara ayıran…

  • CESUR’UN GÜNLÜĞÜ

    Kusura bakmayın okurlarım, insanlar köpek alfabesini henüz keşfedemedikleri için mecburen insan alfabesinin harflerini kullanarak anılarımı paylaşacağım.” Not: Burada anlatılan hikâye yaşanmış bir olaydan uyarlanmıştır. Hikâyenin asıl sahibi hikâyedeki küçük kız ve daha sonra adı Deniz olarak bilinen kişidir. 1.bölüm: CESUR‘UN GELİŞİ Henüz bir aylıktım. Arkadaşlarımla oyun oynarken dalıp gitmiş ve annemden uzaklaşmışım. Akşam olmaya yüz…