SAKSI BAHÇELER

Gelişmiş ülkelerde ( ki bu gelişmemiş olsa bile mantıklı olanı, doğru olanı budur) Şehirleşme hep tarıma elverişsiz alanlara doğru seyreder. Çünkü tarım alanları bir ülkenin can damarlarıdır. Dağlık taşlık alanları şehir planlamacılar plan projeleriyle yaşanılır hale getirirler.
Gelin görün ki bizde tam tersidir vaziyet.


Çocukluğumuzda boyumuzca ekinlerine tanıklık ettiğimiz tarlalar, çeşit çeşit sebze ve meyveleri dalından koparıp yediğimiz bahçeler şuan imara açılmış ve gece kondu evler misali mantar gibi apartmanlar dikilmekte.


Ve elindeki tarlasını bahçesini şehirleşmeye feda edenler bahçe bitki özlemini ya balkonlarındaki üç beş saksıyla ya da adı hobi bahçesi olan avuntu bahçelerinde gideriyor…
Kan damlasa can bitecek verimlilikteki tarlalar, bahçeler maalesef yanlış şehirleşmenin sonucu olarak ziyan edilmekte…


Nasıl ki çağdaşlık kelimesinin karşılığı olarak Avrupa kültürünü, şaşalı yaşantısını hayatımıza kopyala yapıştır yaptıysak. Sanırım şehirleşmeyi de daha çok kazanma (daire dükkan) hırsıyla beton yığınlarını mümbit tarlalarımızın, bahçelerimizin üzerine dikmek olarak algıladık.
İstediğimiz kadar gösterişli beton yığınları dikelim. İçinde yaşayan insanların besin kaynaklarının teminin sağlayacak tarım alanlarını yok ettikten sonra bir anlamı yok kanaatimce…
Ufukta görünen o dur ki ilerde çook saksı bahçelerimiz olacak…

Adem YAZAR
( Adrese Teslim / NOTLAR )

Similar Posts

  • Kamçatka depremi ve Türk Dünyasının Uzak Halklarına Bir Bakış

    8.8 büyüklüğündeki son depremin Pasifik kıyısında tsunamiye yol açtığı Kamçatka’da, Rus yetkililer can kaybı olmadığını ve erken uyarı sistemlerinin etkili çalıştığını bildirdi. Deprem sırasında patlayan Klyuchevskoy Yanardağı ile deprem arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığı açıklandı. Türkiye’den daha büyük bir yüzölçümüne (464.275 km²) sahip olan Kamçatka’da, İtelmenler, Koryaklar ve Evenkler gibi yerli halklar yaşıyor. Bu halkların,…

  • Kimlik ve İdeoloji-2

    Kimlik ve ideoloji_öncekinden devamla Yazımızda “Osmanlı Devleti” yerine “Devlet-i ‘Aliyye” kavramını kullandık. Bu konuda aşağıdaki bilgileri vermek yerine olacaktır: Devlet-i ‘Aliyye, XVI. Yüzyıl ortalarından itibaren Osmanlı Devleti anlamında kullanılmağa başlanmışsa da uluslararası antlaşmalarda henüz Osmanlı adına rastlamayız. Örneğin 1699 Karlofça Antlaşkası’nda “Devlet-i Aliyye-i edebpeyvend” tabiri kullanılmıştır. Genelde kullanılan kavramlar şunlardır: “devlet-i aliyye-i Osmâniyye”, “devlet-i Osmâniyye”,…

  • MADDE BAĞIMLILIĞI SIKÇA SORULAN SORULAR-1

    BİR UYUŞTURUCU MADDEYE NE KADAR KISA SÜREDE BAĞIMLI OLUNUR?Bağımlılık Dünya Sağlık Örgütü tarafından biyolojik, psikolojik ve sosyal bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. İlk kullanımla birlikte bir döngü içerisinde yavaş yavaş gelişen; bireyin beden, ruh ve sosyal düzenini olumsuz yönde etkileyen bir beyin hatalığıdır. UYUŞTURUCU MADDEYİ BİR KERE DENEMEK İSTIYOUM. ZARARI OLUR MU?Bireyleri öncelikle kullanıma sonrasında ise…

  • Hoşça kal Arkadaşım

    Hava günlerdir kararsız, şımarık bir çocuk gibiydi. Yakıcı bir sonbahar güneşi altında montunu beline sarmış, şemsiyesini eline almıştı. Tarabya sahilinde müdavimi olduğu kahveye günlük yürüyüşünü yaptıktan sonra geldi. Birden tepesinde cilveleşerek geçen bir çift martı, çığlık çığlığa geçerek denizi yardı. Uzaklardan gelen yorgun bir vapur düdüğü öksürürcesine kısık kısık öttü. Garson, her zaman tek kişinin…

  • İHANET SÜRECİ NASIL DURDURULUR?

    Üniter ve milli bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti tasfiyeye sürüklenirken, 324 milletvekiliyle Meclis çoğunluğuna sahip olan Cumhur İttifakına (AKP 272, MHP 47, Hüdapar 4, DSP 1) 56 üye ile DEM parti de katılınca tasfiye ekibinin Meclisteki çoğunluğu 600/380 olmuştur. Bu çoğunluk; Mecliste kabul edilecek bir anayasa değişikliğinin halkın onayına sunulması ve halkın kabul etmesi durumunda…

  • Tipi

    Atmışlı yılların ikinci yarısı Konya eski postane önü köşesi… Yılbaşı kartlarının satıldığı tezgâhın gerisinde yerinde duramayan ortaokul çağlarında bir çocuk, atkısının yetmediği yüzüne kör bir jilet gibi çarpan Konya’nın kuru ayazına karşı çaresiz ve savunmasızdı. Ne olurdu yılbaşılar dini bayramlar gibi bahar ya da yaz günlerinde de olsaydı. Annesinin ördüğü yün çorapları bile buz kesmiş…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir