İYİ Mİ YAPIYORUZ, KÖTÜ MÜ?

İYİ Mİ YAPIYORUZ, KÖTÜ MÜ?

Hayatımızın dününe ve bu gününe bakıyorum da, kim nerede yanlış yapıyor, kim nerede doğru yapıyoruz.

Dün imkânlar yoktu veya kısıtlıydı, ama güven çoktu, bugün ise imkânlar çok ama, insanlarda bir birine güven yok, köklerimizle bağımız kopuk, hormonlu bir hayat yaşıyoruz.

Dün bıyığı terlememiş bir çocuk, çocuk yaşında hayatın yükünü yüklenebiliyordu, çok rahat gurbete çalışmaya gidiyor, daha çocuk yaşında insanlar il dışlarında yatılı veya normal okullara okumaya gidiyorlardı.

Hayatın ipine tutunup hayatlarını kazanmak için fedakârlık yapıyor zor şartlar altında hayatlarına devam ediyorlardı.

Günümüzde ise üniversiteye giden veya o yaşlarda gurbete çalışmaya giden bir gence ev tutuluyor, eşyalarla donatılıyor, yanına anne veya babası refakatçi olarak gidiyor, bizler çocuklarımızı el bebek gül bebek büyütmekle acaba iyimi yapıyoruz yoksa kötümü yapıyoruz?

Beğendiğim aşağıdaki hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Meksika’da çölde yetişen bir tür kaktüs vardır. Agave Kaktüsü…

Bu kaktüs tekilanın hammaddesi olduğu gibi, yapraklarında da Sisal denen ipeksi bir iplik vardır, bu liflerden (ipekten) daha pahalı bir kumaşın yapımında kullanılmaktadır.

Bir gün bir iş adamı bu kaktüsü keşfeder ve kaktüse çok ciddi yatırım yapar, büyük bir fabrika kuramaya karar verir.

Fabrikası büyüdükçe büyür, verimli ve bakımlı tarlalar yapar, bu tarlarda bu kaktüsleri yetiştirmeye başlar. Kaktüsler bakımlı tarlalarda daha büyük ve daha bol yapraklı yetişirler fabrika sahibi hiçbir masraftan ve bakımdan kaçınmaz, her türlü fedakârlığı yapar.

Kaktüsleri bol vitaminler ve zenginleştirilmiş gübrelerle besler. Çabaları sonuç verir, daha iri ve yaprakları daha büyük bitkiler elde eder.

Sıra yaprakların içindeki iplikleri toplamaya gelir. İlginç bir olayla karşılaşırlar; hemen hemen tüm kaktüslerde bu iplikler kaybolmuş, bir tane dahi lif alamaz, yapraklar daha iri olmuş ama içlerindeki iplikler kaybolmuştur.

Buna bir türlü anlam veremez ve iş adamı büyük bir zararla fabrikayı kapatmak zorunda kalır.

Ama olayın sebebini öğrenmek ister ve sorunun peşini bırakmaz. Sonuçta Amerikalı bir bitki biyoloğu ile anlaşır.

Bitki biyoloğu çöle gider, bu tür kaktüslerden birinin yanında çadır kurar ve bir-iki ay kaktüsü gözlemler, inceler ve sonuçta bir rapor yazar.

Raporda şu ifade yer alır;

“Bu ipliklerin ortaya çıkma sebebi çölün çetin ve zor koşullarıdır. Siz bu kaktüsü rahat bir ortama yerleştirmekle onları sahip olduğu yeteneğinden etmişsiniz der …. “


Bu hikâyede olduğu gibi çocukları yeteneklerinden ve hayata olan dirençlerinden uzaklaştırırsanız, sahip olduğu bağlarından ve yeteneklerinden koparırsanız, fizikken sağlıklı çok güçlü olabilir, ama dirençsiz ve verimsiz bir nesil ortaya çıkarmış oluruz.

Çocuk yetiştirirken, çocuklarımıza kötülük yapmak istiyorsak, her istediğini onlara verirsek, hayata olan dirençlerinden ve becerilerinden, yeteneklerinden uzaklaştırmış oluruz.

Eğer çocuklarımıza iyilik yapmak istiyorsak, bırakın bazı sorunlarını kendisi çözmeye çalışsın, hayatla mücadele etmesini öğrensin onlara fırsat verin, çıktıkları hayat yolunda bilgi rehberliği ve gözetlemekten vaz geçmeyin
.
Hayırlı bir hayat, hayırlı bir nesil için iyiliğini esirgeme


Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir