Taşlamalar

Utanmanın enayilik sayıldığı günler yaşıyoruz. Hırsızlık adı konmamış yasal hak. Yeter ki bizden ol… Bu durumda gerçek mizahın ciddi bir yazım ve çizim olduğuna inanan emekçilerine üzülerek de olsa gün doğuyor. Ben çizgi ve taşlamalarımla naçizane katkıda bulunmaya çalışıyorum. İşte taşlama örneklerimden bazıları…

  • Koltuk adam etmez insanı
    Etseydi ederdi bunca hayvanı…
  • Bir gül verdim sana kokla derken
    Görmüşler seni iştahla yerken.
  • Vermeyin dedim size kaç kere
    Şu adamın eline balonu
    Bakın adam uçtu.
  • Bir muhtereme ayı dedim
    Çok kızdığım bir an
    Özür dilerim tüm ayılardan.
  • Versen de en yüce koltuğu
    Anırırken zıplarken elbet düşecektir
    Unvanı ne olursa olsun
    Eşek yine eşektir.
  • Hiç olur mu adî insan
    Adı olsa da Ali İhsan.
  • At kuyruğu, it kuyruğu
    Hepsi de bir şeyin dibinde
    Ama sen bir başkasın
    Kuyruk senin içinde
  • Suya sabuna dokunmadan yaşadı
    Sabuna bastı suda boğuldu.
  • Hünkârın ayakları abdestsiz yere değmezdi
    Çünkü hünkâr halkın sırtından inmezdi.
  • Fakirdi kıçını taşa silerdi
    Birgün devir dönerken
    O daha hızlı döndü köşeyi
    Şimdi tahterevalli ile gidiyor hacete
    Ardında
    İbrikci başı
    ..kici başı
    Havlucu başı
    Boru mu
    Zat ı şahaneleri şimdi
    Başlarında başı.
  • Yakıştı mı sana böyle ölmek Muhittin Efendi
    Ölmenin de bir raconu var
    Ne öyle yırtık çoraplar
    Yamalı pantolon
    Delik ayakkabılar
    Allah bilir boştu miden
    Onca Mercedes’ler, BWM’ler varken
    Gittin Murat 124’e çarpıldın
    Bir daha gelirsen dünyaya
    Bunların hiçbirini yapma
    Çarp ama çarpılma.

Mehmet ÖZKENDİRCİ

Similar Posts

  • Kimlik ve ideoloji-3

    Osmanlı’da Türk Kimliği ve Aşağılama Geleneği: Sevr Artıklarının Oyununu Bozmak İçin Tarihi Doğru Okumak Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik kimlikler üzerinden bölmek isteyen Sevr artıklarının planlarını bozmak için önce tarihi gerçekleri ortaya koymak gerekiyor. Bu amaçla, Osmanlı Devleti döneminde “Türklük” olgusunun nasıl konumlandığına bakmak, bugünkü tartışmaların kökenini anlamamıza yardımcı olacaktır. Osmanlı’da Türklüğün Yeri: Aşağılanmış Kimlik Osmanlı’nın…

  • ORGANİK ŞİİR

    Edebiyat camiasına adım attığımdan beridir muhatabı olduğum “Soy isminiz gerçekten YAZAR mı?” sorusuna verdiğim “Evet” cevabının ardından aldığım karşılıkta ilginçtir. “Ha bende sanmıştım ki hani edebiyatla ilgileniyorsunuz ya kendiniz koydunuz soyisminizi” … İnsanlara kızmamak lazım,. Kızmıyorum da. Piyasada isminin başına “Araştırmacı yazar, Şair, Ozan, Düşünür ” unvanlarını koyan o kadar çok kalemdaşımız var ki…( Burada…

  • MER’A

    “Mer’a kadimden beri mer’adır. Hususiyeti değiştirilemez.” Kanunnamelerde böyle yazar ve bu hüküm Türklerde kadimden beri var. Cengiz yasalarında da geçer. Mera üzerinde padişahın bile hakkı yokken ne günlere kaldık?. Sözde Osmanlıcıların Osmanlı’dan bile haberi yok. Otlaklar hayvanlarındır. Artık GES yersiniz. Meraları maden için, üniversite için, toplu konut için, tarla için, GES için gözden çıkaranlar kesinlikle…

  • Balık Kavağa Çıktı mı?

    Sormuşlar ulu kavağa… Balık kavağa çıktı mı? Çıktı demiş, ancak aramızda sır…Çıkamaz diyenler, düşünsün dursun isterlerse bir asır… Memleketin üç tarafı derya deniz. Balık bol, balık çeşitli. Her çay kenarı, dere kenarı, nehir kenarı kavak, söğüt. Yeşillikler maviliklere karışmış bir vaziyet… Çay balığı, dere balığı, nehir balığı göl balığı da bol… Diyorlar ki… Ne olacak…

  • DOST VE DÜŞMAN

    DOST VE DÜŞMAN Yaşadığımız dünya sadece bize ait değildir, ama her canlı ve her insan yerini yurdunu, dostunu düşmanını iyi bilecek, bu dünya ne sadece bizim için yaratıldı, nede yurdumuz ve insanlarımız bir başkasının esareti altında ve güdümünde olmaya layıktır. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuyu ne özetlemiştir. “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir