İnsan Olmanın Kodları

Öğrendim ki bir insanı sevmekle başlıyor hayat, doğmakla değil.

Öncelikle kadrimi bilmeliydim. Aynada kendime bakmalı, âlemin özü ve bütün bir varlık evreninin gözbebeği olduğumun idrakinde olmalıydım.

Herkesten ve her şeyden sorumlu olarak atanmış “Yeryüzü Halifesi” olma bilincini kaybetmemeyi…

“Yasin”; “Ey insan” demektir. Rabbimiz Nebisine “Ey insan” dedi. O’nu örnek alıyorsak biz de “insan” olmalıydık.

Birinin iyi biri olduğunu söylemek için “insan” demek yetmeliydi; “Bu insandır”, bitti. İlave sıfata ihtiyaç olmamalıydı. Zira insan doğulmaz, insan olunur.

İnsan olmanın ilk basamağı; “Hayat ne? Ben kimim, bu hayata niçin geldim ve ne yapmalıyım? diyerek hayatın farkında olmak”.

Ömrün buza benzediğini, insana verilen en kıymetli rızık, nimet ve emanet olduğunu öğrendim.  Değerlendirmezsem her saniye eriyip gidecek ve yok olacağını…

İnsanın kişilik sahibi olmasını; “ben varım, ben benim” demesini”, ancak bencil olmamasını, bizli yaşanması gerektiğini, paylaşmayı öğrendim.

Sabrın, kuş gibi oturup beklemek değil, savaşarak direnmek olduğunu öğrendim.

Sıkıntı ve dertlerin, gelişmem için birer rahmet olduğunu, dertsiz adam olmayacağını, varsa da adam sayılmayacağını öğrendim.

Taşı delen şeyin suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliği olduğunu, vazgeçersem kaybedeceğimi öğrendim.

Risk almayı öğrendim. Her şeyin bir riski olduğunu, riske girmeyenin ilerleyemeyeceğini, kaplumbağanın bile ilerlemek için boynunu dışarı çıkarmak zorunda olduğunu öğrendim.

Ölüme destansı yürüyerek ölmemeyi, Peygamber menkıbelerinin insanlara örnek olsun diye gönderildiğini, benim de menkıbelerim olması gerektiğini, öğrendim.

Öğrendim ki, “akıl, bilim, hukuk ve demokrasi” ekseninde yaşamalı ve bunun mücadelesini toplumda vermeliydim.

Ve, dünyaya tek başıma meydan okumayı öğrendim.

Kahramanların; yapılması gerekeni, şartlar ne olursa yapanlar olduğunu öğrendim.

Bütün bunları yapabilecek donanımda herkes gibi Yeryüzü Halifesi olduğumu unutmamayı öğrendim.

“Öyle bir hayat yaşamalıydım ki, Allah’ın emeğine değsin”. İşte bunu öğrendim.

Sonuç:

İnsanın bu dünyada olabileceği en yüksek makam “insan” olmaktır.

İşte onu olmağa geldim.

Similar Posts

  • Washington’da aranan ‘Meşruiyet’… bulundu mu?!

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ifadesiyle, “adeta yalvararak” alınan randevu sonucu perşembe günü gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesinin, aylarca hatta yıllarca konuşulması gerekiyor. Evet, önceki ABD ziyaretlerinden de hep bir tomar “ev ödevi” ile dönüldü, ama bu seferki gerçekten çok farklı. Trump’ın, “Onun (Türkiye değil Erdoğan’ı kast etmesi) bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var. Ve bir…

  • BOŞ İŞLER

    İnsanları anlamakta güçlük çekiyorum bazı an.Nedense şiir yazan resim yapan müzikle uğraşan insanlara hep boş işlerle uğraşıyormuş nazarıyla bakıyorlar ya. Delleniyorum zaman zaman.Diyelim ki bu saydıkların boş işler peki dolusu nedir diyorum tık yok. Yani insanlar boş zamanlarını bu tür faaliyetlerle değerlendiriyor diye boş adam mı oluyor. N’apsın yani kahvehane köşelerinde kâğıt oyunlarımı okey vs…

  • “Ağla Gözlerim Sızla Gözlerim”

    Ne diyordu bir başka güzel şarkı, “Hep ağlattı beni kaderim” Kaderden, felekten dem vura vura geçen ömürler anlatılır kendimizi bildik bileli… Kahredenler, hayata küsenler, feryadını, çığlıklarını kalbine gömenler öyle içli öyle kederli öyle hüzünlü satırlar yazdılar ki bugüne kadar… Gözyaşları sel oldu… Bu dünyaya ağlamaya mı geldik diyenler de görüşlerini dile getirdiler her fırsatta… Allah…

  • Teknoloji Tanıklığım – Sesin İzinde

    Görünmez Dalgaların Büyüsü: Radyo Yıl 1958; üç yaşımdayım. Benim için radyo, sadece bir cihaz değil; babamın merakının, el emeğinin ve sabrının bir ürünüydü. O yıllarda her evde hazır radyo yoktu, olanların da pek çoğu pahalıydı. Babam ise mesleki merakı gereği hazırı almak yerine, kendi elleriyle yapmayı tercih etmişti. Bu radyo, o dönemin ruhuna uygun lambalı…

  • YARDIM ELİ

    Atalarımız :”sağ elin verdiğini sol el görmesin” dermiş.Ne güzel söylemiş.Bunu gerçekte sağ el, sol el olayı olarak görmemeliyiz.Yardım yapılırken gerçek ihtiyaçları olanlar tespit edilmeli, ona göre yapılmalıdır. Yardımı alan kişi rencide edilmemeli. Hele de hiç karşılık beklenmeden yapılmalıdır. Aleni göz göre göre yapılan yardım alanı rahatsız eder, onurunu kırar.İhtyaç sahibi tespit olunurken de ince eleyip…

  • Lozan Lozan Dedikleri…

    Bekara karı boşamak kolaymış!Lozan’ı küçümseyenler, karşı çıkanlar, gizli maddeleri olduğunu iddia edenler, başka bir antlaşmayla karıştıranlar vs vs. Lozan’a nasıl gelindi? Bunu bilmek lazım önce. Osmanlı’nın son dönemleri her bakımdan sıkıntılı. Ülke borç batağına sürüklenmiş, borçlarını ödeyememekte, Düyun-u Umumiye tüm gelir kaynaklarına el koymuş.Hepsi ayrı ayrı incelemeye değer konular. Yedi düvel yedi yerden aç kurtlar gibi…