Lozan Lozan Dedikleri…

Bekara karı boşamak kolaymış!

Lozan’ı küçümseyenler, karşı çıkanlar, gizli maddeleri olduğunu iddia edenler, başka bir antlaşmayla karıştıranlar vs vs.

Lozan’a nasıl gelindi? Bunu bilmek lazım önce.

Osmanlı’nın son dönemleri her bakımdan sıkıntılı. Ülke borç batağına sürüklenmiş, borçlarını ödeyememekte, Düyun-u Umumiye tüm gelir kaynaklarına el koymuş.
Hepsi ayrı ayrı incelemeye değer konular.

Yedi düvel yedi yerden aç kurtlar gibi saldırmakta.
Balkanlarda yeniliriz, Trablusgarp’ta yeniliriz.
Trablus Savaşı sonunda Uşi Antlaşması (İtalyanca: Trattato di Losanna (1912)) (18 Ekim 1912), İtalya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir antlaşma imzalandı.

Uşi Antlaşması’nın başlıca maddeleri şunlardı:

1- Trablusgarp ve Bingazi’ye tam bir özerklik tanındı. Trablusgarp ve Bingazi, yeni bir kanun ve özel düzenle yönetilecektir.
2- Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı Devleti’nin çıkarlarını, padişah adına naibü’s-sultan olarak tayin edilen bir görevli koruyacak, dini ve adli işler, padişah tarafından seçilecek kadılar eliyle yürütülecekti. Kadı ve Naibü’s-Sultan’ın maaşları, Osmanlı maliyesince ödenecekti.
3- İtalya On iki Ada’yı geçici olarak elinde tutacak, Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşlarında bu adaları savunamayacaktı.
Bu antlaşma ile İtalya’ya geçen 12 Adalar’ı İtalya, 2. Dünya Savaşı’nın ardından, 10 Şubat 1947 tarihli Paris Antlaşması ile Yunanistan’a devretti. Bu tarihten itibaren adalar Yunanistan’ın egemenliği altına girdi.

Uşi Antlaşması İtalyan tarihinde Trattato di Losanna yani Lozan Antlaşması olarak geçmektedir.

Bizde ise Lozan Antlaşması (Dönemin Türkçesi ile Lozan Sulh Muâhedenâmesi), Lozan Barış Konferansı sonrasında 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde imzalanan meşhur LOZAN ANTLAŞMASI ile karıştırılmaması açısından UŞİ ANTLAŞMASI olarak anılır.
“Ouchy” Lozan’ın bir semtidir. İki antlaşma arasında tamı tamına 10 Yıl 9 Ay 11 Gün vardır.

Bu iki antlaşmayı birbiri ile karıştırmamak gerekir.

Derken 1. Dünya Savaşı oldu. Çanakkale Savaşları hariç resmen yenildik.
Bu yenilgi Mondros Mütarekesi’ni, Mondros Mütarekesi Sevr Antlaşmasını getirdi. Google’den araştırıp bakın. Sevr’de ne kadar yer bize kalıyor görün lütfen.

İşte 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması o SEVR paçavrasını yırtıp attı.

BÜTÜN DERT BU İŞTE!

Amerika Lozan Antlaşması’nı imzalamamış da, o nedenle geçersiz sayılacakmış da..

Lozan konferansına katılan ülkelere bakalım;

İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı, Japonya, Sovyetler Birliği, Romanya ve Bulgaristan. Yani 1. Dünya Savaş’ında Osmanlı’nın savaştığı ülkeler.
Amerika Birinci Dünya Savaşı’na katılmamış ki Lozan’ı imzalasın veya imzalamasın?
Amerika imzalamamışsa Uganda, Zimbabwe, Yeni Gine, Fiji, Angola gibi dünyadaki 200’e yakın devlette imzalamamış. O zaman onlar da teker teker imza hakkı isteyip “Biz Lozan’ı tanımıyoruz” diyebilir mi?

Onların ne kadar “LOZANI TANIMIYORUZ” deme hakları varsa Amerika’nın da o kadar imza hakkı vardır!

O kadar…

Bir an için düşünelim!

Lozan iptal oldu, ne olacak? ORTADA KALDIK!!!

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti yok sayılacak Sevr’e mi dönülecek?

Yani Çorum’dan doğusu Ermenistan’a verilecek !! benim Dadaşım, Gakkoş’um Karadenizlim eyvallah diyecek, OHA.
En az 20 milyon insan.

Tokat’a kadar Antep, Maraş, Adana, Fransız’a vay vay!
En az 15 milyon.

Hakkâri, Mardin, Diyarbakır İngiliz’e… ÇÜŞ.
En az 3 milyon.

Konya dahil Güney Batı Anadolu İtalya’ya. Öhhööö..
En az 15 milyon.

İzmir Manisa Balıkesir Yunanistan’a.
En az 10 milyon.

Boğazlar ! boğazlarına durmaz mı?
En az 20 milyon.

Yemezler.

Hani “Lozan’ın Gizli Maddeleri” vardı. Sahi onlar ne oldu acaba?
Bizde atasözü çok.
Atalarımız her şeyi tek cümlede toplamış.

“İt ürür kervan yürür” demiş.

Similar Posts

  • “Ağla Gözlerim Sızla Gözlerim”

    Ne diyordu bir başka güzel şarkı, “Hep ağlattı beni kaderim” Kaderden, felekten dem vura vura geçen ömürler anlatılır kendimizi bildik bileli… Kahredenler, hayata küsenler, feryadını, çığlıklarını kalbine gömenler öyle içli öyle kederli öyle hüzünlü satırlar yazdılar ki bugüne kadar… Gözyaşları sel oldu… Bu dünyaya ağlamaya mı geldik diyenler de görüşlerini dile getirdiler her fırsatta… Allah…

  • YARDIM ELİ

    Atalarımız :”sağ elin verdiğini sol el görmesin” dermiş.Ne güzel söylemiş.Bunu gerçekte sağ el, sol el olayı olarak görmemeliyiz.Yardım yapılırken gerçek ihtiyaçları olanlar tespit edilmeli, ona göre yapılmalıdır. Yardımı alan kişi rencide edilmemeli. Hele de hiç karşılık beklenmeden yapılmalıdır. Aleni göz göre göre yapılan yardım alanı rahatsız eder, onurunu kırar.İhtyaç sahibi tespit olunurken de ince eleyip…

  • Teknoloji Tanıklığım – Sesin İzinde

    Görünmez Dalgaların Büyüsü: Radyo Yıl 1958; üç yaşımdayım. Benim için radyo, sadece bir cihaz değil; babamın merakının, el emeğinin ve sabrının bir ürünüydü. O yıllarda her evde hazır radyo yoktu, olanların da pek çoğu pahalıydı. Babam ise mesleki merakı gereği hazırı almak yerine, kendi elleriyle yapmayı tercih etmişti. Bu radyo, o dönemin ruhuna uygun lambalı…

  • Washington’da aranan ‘Meşruiyet’… bulundu mu?!

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ifadesiyle, “adeta yalvararak” alınan randevu sonucu perşembe günü gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesinin, aylarca hatta yıllarca konuşulması gerekiyor. Evet, önceki ABD ziyaretlerinden de hep bir tomar “ev ödevi” ile dönüldü, ama bu seferki gerçekten çok farklı. Trump’ın, “Onun (Türkiye değil Erdoğan’ı kast etmesi) bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var. Ve bir…

  • BOŞ İŞLER

    İnsanları anlamakta güçlük çekiyorum bazı an.Nedense şiir yazan resim yapan müzikle uğraşan insanlara hep boş işlerle uğraşıyormuş nazarıyla bakıyorlar ya. Delleniyorum zaman zaman.Diyelim ki bu saydıkların boş işler peki dolusu nedir diyorum tık yok. Yani insanlar boş zamanlarını bu tür faaliyetlerle değerlendiriyor diye boş adam mı oluyor. N’apsın yani kahvehane köşelerinde kâğıt oyunlarımı okey vs…

  • İnsan Olmanın Kodları

    Öğrendim ki bir insanı sevmekle başlıyor hayat, doğmakla değil. Öncelikle kadrimi bilmeliydim. Aynada kendime bakmalı, âlemin özü ve bütün bir varlık evreninin gözbebeği olduğumun idrakinde olmalıydım. Herkesten ve her şeyden sorumlu olarak atanmış “Yeryüzü Halifesi” olma bilincini kaybetmemeyi… “Yasin”; “Ey insan” demektir. Rabbimiz Nebisine “Ey insan” dedi. O’nu örnek alıyorsak biz de “insan” olmalıydık. Birinin…