ŞİİR BAHÇESİNDE YOLCULUK

Kıymetli öğrenciler, sizlerle bir hayli zamandır şiir çalışmaları yapmaktayız, kurs hocaları olarak bizlerin izlenimi gayet olumlu, her kursta üstüne koyarak ilerliyorsunuz, gerek şiir yazmada gerekse şiir yorumlamada memnuniyet verici gelişmeler gösteriyorsunuz.

Bu yeter mi? Elbette yetmez, insanda öğrenme nefes olmak gibi olmalı, durmadan ve istikrarlı bir şekilde devam etmeli, geçen dersimizde sunduğumuz şiir yazma teknikleri üzerine yapmış olduğumuz ders sizler için son derece faydalıydı, gelecek dersimizde sizlerden çok daha güzel şiirler yazmanızı bekliyorum.

Şiir yazarken aşağıda sizlerle paylaştığım konuları okursanız sizin çalışmalarına katkı sunacağını umut ediyorum.

Zaman zaman genç şairlerimiz bizlerden şiirlerin değerlendirmemizi istiyorlar, bizlerde orijinaline dokunmadan öneri ve tavsiyelerimizi söylüyoruz, geçen hafta bana teslim ettiğiniz şiirler içinde yüreğime dokunan şiirlerin sayısı çoktu.

İnsan hayatında zirve ve başarı daima hoştur, sizlerde hep ona doğru koşuyorsunuz. Bu süreçte birçok bilgi ve deneyim kazanıyoruz.

Çocuklar; bizlerde sizler gibiydik, eksiklerimiz bilmediklerimiz o kadar çoktu ki, ama bıkmadan yolumuza devam ettik, halen öğrenmeye açığız gün geçtikçe yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz.

Zaman bizleri sizlerle tanışma fırsatını sundu, bizlerde sizlere öğrendiklerimizi aktarıyoruz, şiirde dikkat edilmesi gereken bir kaç hususu şöyle özetleyebiliriz:

Şiirde duygu, düşünce ve söz uyumlu şiir formunda ortaya çıkarsa güzel şiirden bahsedebiliriz. Şiirde sadece duygu var ama düşünce duygu şiirin içine sinmemiş olursa, bir derinlik hissedemeyiz.

Düşünün ki gecenin karanlığında havai fişek gösterisinin renkli ışıkları gökyüzünü aydınlatır ama bir müddet sonra kaybolur, havai fişek ışıkları gibi şiirler ve duygular bu gibi anlık duygular yaşatır ama dimağımızda kalıcı izler bırakmaz.

Diyelim ki şiirinizde düşünce var ama duygu yoksa ortaya çıkan metin bizlere ve okuyuculara şiir tadı vermez, nesir gibi olur gideriz.

Şiirinizde duygu ve düşünce var ama şiir formu yoksa, şiirinizde kullandığınız söz sanatı, ritim, imge, kafiye gibi prensipler yoksa, yine bu metin bize şiir güzelliğini ve şiir tadını veremez.

Yazdığınız şiirlerde konu bütünlüğü mutlaka olmalı, şiirin dizeleri kafiye kaygısıyla salkım saçak olup en zayıf rüzgarda kuru yaprak gibi savrulmamalıdır.

Yazacağınız şiirde, seçtiğiniz konuda şiirin ana temasıyla iyiden iyiye bütünleşemediği zaman, dizelerdeki ritmi sağlamak için sürekli ilgisiz ve dolgu malzemesi olabilecek dizelerden yardım almaya çalışacaksınız.
İşte bu ise size şiirin temasındaki odaklaşmanızı kaybettirecektir, yazdığınız şiir okuyucuya güzel şiir duygusu yaşatmayacaktır.

Şiir bir Edebiyat ürünü olduğundan, bu sanat işlenirken iyi malzeme kullanmalısınız. Şiirde kullandığınız temayı çok iyi seçmelisiniz.

Gelişigüzel her şeyi şiir olarak yazmaya çalışmayın, bol bol şiir kitabı okuyun, Halk Ozanlarının şiirlerini okuyun, insanlar sohbetler edin onların şiirlerinde kullanmış oldukları şiir tekniğini ve onların şiirlerinde kullandığı kuralları ve şiirin coşkusunu yüreğinizde hissedin.

Sevgili çocuklar şunu aklınızdan çıkarmayın, kişiye özel yazdığınız şiirler kalıcı olmaz, günümüzde birçok şairlerin şiirlerinde bu tür şiirleri görmekteyiz

Edebiyat dünyamıza damgasını vurmuş Halk Ozanı ve şairlerin şiirlerine baktığımızda konuyu seçerken çok dikkat ettiklerini görmekteyiz. Onlar çöre, çöpe şiir yazmamışlardır, yaşadıkları ortamda yaşadıkları toplumun sosyolojik durumlarını, acılarını, sevgilerini, duygularını nakış nakış şiirlerinde işlemişlerdir.

Günümüzde bazı şairlerin yazdıkları şiirlere baktığımızda şiirleri plastik çiçek gibidir, görünüşte rengi var, şekli var ve her şey çok düzgün ama şiir canlı değil, kokusu yok, hiçbir şeyi doğal değil, şekil var ama anlamı kaybolmuştur.

Bartolt Brecht bir öyküsü anlatmak istediğimiz konuyu biraz daha iyi açıklar sanırım.

“Bazı sanatçılar dünyayı gözlerken filozofların çoğu gibi davranırlar.
Biçim uğruna çaba gösterirken konu kaybolur.
Vaktiyle bir bahçıvanın yanında çalışıyordum.
Bahçıvan bana bir ağaç makası verdi ve bir defne ağacını budamamı istedi.
Ağaç bir saksının içindeydi.
Ona küre biçimini vermem gerekiyordu.
Hemen sürgünleri budamaya başladım.
Küre biçimini ne kadar vermeye çalıştımsa bir türlü başaramadım.
Bazen bir tarafı, bazen öteki tarafı fazla budanıyordu.
En sonunda küre ortaya çıktı.
Ama çok küçük bir küre otaya çıktı.
Bahçıvan hayal kırıklığına uğramıştı.
“Peki, küre burada ama defne ağacı nerede?” dedi.

Bende bu şekilde yazılmış şiirlere bakıyorum, “kafiye ve hece var amma şiir nerede” diye soruyorum kendi kendime.

Sevgili çocuklar bu gün sizlerin iyi bir gözlemci ve iyi bir dinleyici olmanız, Edebiyat bahçesinde çok iyi ve yetenekli bir bahçıvan olmazı saylayacaktır.

Yazdığınız şiirler özürlü, ruhsuz ve ölü doğmayacaktır, yaşadığınız çağa ve daha sonraki kuşaklara rehber olacaktır.
Sizlerse ardınızdan kutlu “ BİR İZ “ bırakacaksınız.

İZİMİZ & İZİNİZ BAKİ OLSUN.

Similar Posts

  • Bu Hikâye Uzun Bu Hikâye Derin

    Bizim coğrafyamız, Türk Milletinin coğrafyası yani bin yıldan daha fazlası daha da ötesi Anadolu. Bu coğrafyada destanlar, hikâyeler ne kısadır ne kestirmeden gidilen kestirip atılan cinstendir. Bu coğrafya istila görmüş, işgal görmüş… Bu coğrafya hile görmüş, yalan görmüş, talan görmüş… Bu coğrafya hain görmüş, hıyanet görmüş, işbirlikçi görmüş… Bu coğrafya, dost diye bilinenlerin dostunu sırtından…

  • TÜRKÇÜLÜK

    Türkçülük, Türk milletinin köklerine uzanan asil geçmişini bilmesi, bugününe sahip çıkması ve geleceğini aydınlık bir ülküyle inşa etmesi iradesidir. Sadece siyasi bir akım değil, binlerce yıllık Türk tarihinin, dilinin ve kültürünün modern çağda bilimsel aklın ışığında yeniden şahlanışıdır. Millet olmanın bilincine varmak, kendi öz değerleriyle gurur duymak ve bağımsızlık ateşini her daim yürekte taşımaktır. Bu…

  • DUVARDAKİ KÜREK

    DUVARDAKİ KÜREK Tatillerde Dedemin köyüne giderdik, köyde elektrik yoktu, dedemin evi taş duvardan yapılmış küçücük tahta pencereleri vardı, eve girdiğimizde gözlerimiz karanlığa alışana kadar çevremizdeki eşyalar tam seçemezdik, yaklaşık beş on dakika sonra duvardaki ve yerdeki eşyalar seçilir olurdu. Benim en çok dikkatimi çeken duvarda aslı duran kürekti, sanki onun yeri baş köşeydi, dedemden başka…

  • Hami’nin Hikayesi

    Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde haset fesat bir adam yaşarmış. Onu bunu eleştirir, laf taşır, kulp takar sonra olan biteni keyifle izlermiş. Önceleri oldukça derinden gidiyormuş, bakmış ki, foyası ortaya çıkacak daha derinlere inmiş. Ahali hasede bak demişler, tertemiz oldu. İyilik meleği kesildi. Az bir zaman daha geçmiş. Adamın geçmişte yaptıkları adeta…

  • SAKSI BAHÇELER

    Gelişmiş ülkelerde ( ki bu gelişmemiş olsa bile mantıklı olanı, doğru olanı budur) Şehirleşme hep tarıma elverişsiz alanlara doğru seyreder. Çünkü tarım alanları bir ülkenin can damarlarıdır. Dağlık taşlık alanları şehir planlamacılar plan projeleriyle yaşanılır hale getirirler.Gelin görün ki bizde tam tersidir vaziyet. Çocukluğumuzda boyumuzca ekinlerine tanıklık ettiğimiz tarlalar, çeşit çeşit sebze ve meyveleri dalından…

  • TESLİMİYET

    “gerçek hayat hikayesinden aktarılmıştır” Yaşlı adam yattığı yerden doğruldu dışardan gelen sese kulak kabarttıktan sonra gelinine seslendi.— Dışardan gelen ses ezan sesimi kızım?— Yok baba sela veriliyor— Bugün cuma mı ki?— Yok. Cenaze var herhalde. ( Gelin haberi kayınbabasına alıştıra alıştıra söylemeye hazırlanıyordu)— Kimmiş? Bi dinle bakayım dedi kısık ses kesik nefesleGelini pencereyi araladı. Sela…