Yürekte Sızı, Kafamda Duman…

İnsan, zamanla oluruna bırakmayı öğreniyor. Öğreniyor çünkü başka çaresi kalmıyor. Elinden geleni yapıp da yine de kaybedince, anlıyor: Her çaba, her fedakârlık her zaman karşılık bulmaz. Çünkü bazı insanlar gitmek için gelir bu hayata. Ve bazı sevgiler, sadece kalbimizde başlayıp yine orada biter.

Hayatın sabırlı bir öğretmeni var: zamanO, kulağımıza eğilip usulca anlatıyor gerçeği. Ne kadar verirsen ver, bir yürek sadece istemeyi biliyorsa dolmaz. Sevgi, sadece almayı bilen ellerde eksilir. Ama gerçekten seven, susmaz. Sevgisini gösterir, gelir, yanında durur, kalır. Bahanelere sığınmaz. Uzaklara değil, sana koşar.

Ve gidecek olan mı?

Sen ardında şiirler bıraksan da mektuplar yazsan da sesini güz gecelerine emanet etsen de…

Bir bakmışsın, çoktan yola çıkmış.

Vedası bile olmadan.

Sonra bir sabah…

Cam buğusuna adını yazarken bulursun kendini.

Radyoda eski bir şarkı çalar: “Yürekten sevmiştim, kıymetini bilmedin…”

Ve kafanda ince bir duman gibi yükselir o soru:

Kim bilir şimdi nerede o sevgili?

İşte tam orada, o dumanlı sorunun ortasında fark edersin:

Tutmak için uzattığın ellerin aslında hep rüzgârı sarmış.

O gidiş, senin eksikliğinden değilmiş.

Bazı kalışlar nasip değilmiş.

Zamanla… yüreğinde bir sızı yer eder, ama suç yoktur içinde.

Sadece bir kabul: Bazı insanlar, bazı mevsimler gibidir. Gelirler, ısıtırlar… ama kalmazlar.

Ve sen, bütün bunlara rağmen hâlâ sevebiliyorsan,

Kaybeden sen değilsindir aslında.

Atsız BURUCU

Similar Posts

  • Hami’nin Hikayesi

    Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde haset fesat bir adam yaşarmış. Onu bunu eleştirir, laf taşır, kulp takar sonra olan biteni keyifle izlermiş. Önceleri oldukça derinden gidiyormuş, bakmış ki, foyası ortaya çıkacak daha derinlere inmiş. Ahali hasede bak demişler, tertemiz oldu. İyilik meleği kesildi. Az bir zaman daha geçmiş. Adamın geçmişte yaptıkları adeta…

  • Kimlik ve İdeoloji-2

    Kimlik ve ideoloji_öncekinden devamla Yazımızda “Osmanlı Devleti” yerine “Devlet-i ‘Aliyye” kavramını kullandık. Bu konuda aşağıdaki bilgileri vermek yerine olacaktır: Devlet-i ‘Aliyye, XVI. Yüzyıl ortalarından itibaren Osmanlı Devleti anlamında kullanılmağa başlanmışsa da uluslararası antlaşmalarda henüz Osmanlı adına rastlamayız. Örneğin 1699 Karlofça Antlaşkası’nda “Devlet-i Aliyye-i edebpeyvend” tabiri kullanılmıştır. Genelde kullanılan kavramlar şunlardır: “devlet-i aliyye-i Osmâniyye”, “devlet-i Osmâniyye”,…

  • MADDE BAĞIMLILIĞI SIKÇA SORULAN SORULAR-1

    BİR UYUŞTURUCU MADDEYE NE KADAR KISA SÜREDE BAĞIMLI OLUNUR?Bağımlılık Dünya Sağlık Örgütü tarafından biyolojik, psikolojik ve sosyal bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. İlk kullanımla birlikte bir döngü içerisinde yavaş yavaş gelişen; bireyin beden, ruh ve sosyal düzenini olumsuz yönde etkileyen bir beyin hatalığıdır. UYUŞTURUCU MADDEYİ BİR KERE DENEMEK İSTIYOUM. ZARARI OLUR MU?Bireyleri öncelikle kullanıma sonrasında ise…

  • Tipi

    Atmışlı yılların ikinci yarısı Konya eski postane önü köşesi… Yılbaşı kartlarının satıldığı tezgâhın gerisinde yerinde duramayan ortaokul çağlarında bir çocuk, atkısının yetmediği yüzüne kör bir jilet gibi çarpan Konya’nın kuru ayazına karşı çaresiz ve savunmasızdı. Ne olurdu yılbaşılar dini bayramlar gibi bahar ya da yaz günlerinde de olsaydı. Annesinin ördüğü yün çorapları bile buz kesmiş…

  • DEDEM KORKUT’UN AHİR ZAMAN BEYANIDIR

    Dedem Korkut buyuruptur ki; ahir zamanda bir insan zümresi türeyecektir.Cihanın çok möhkem, yahşi bir diyarında zuhur idecektir. Bunlar öyle bir zümredir ki, şeytanın dahi aklına gelmeyenleri düşünüptürler. Hile ü yalan, gasp ile talan onlarca mübahtır. Fitne ü fesat, gov gıybet haset onlarca tabiidir. Ayırmak, kayırmak, yandaşını doyurmak vakıa – i adiyeden haller olup haksız ve…

  • HERKES HADDİNİ BİLMELİ

    İnsanlar mutlaka bir şeyler biliyordur. Her şeyi ben bilirim, benim bildiğim doğrudur dememeli. Karşısındaki insana da değer vermeli; onu da dinlemelidir. Bana göre bildiklerim doğru olabilir, benim doğrularım karşıda nasıl yer almış, onu bilmek önemlidir. O’nun bildikleri daha da doğru olabilir. Atalarımız:”söz boğum boğumdur” demişler. Sözü en son boğuma kadar süz, kimseye dokunmuyorsa söyle.Ağzından çıkan…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir