MADDE BAĞIMLILIĞI SIKÇA SORULAN SORULAR-1


BİR UYUŞTURUCU MADDEYE NE KADAR KISA SÜREDE BAĞIMLI OLUNUR?
Bağımlılık Dünya Sağlık Örgütü tarafından biyolojik, psikolojik ve sosyal bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. İlk kullanımla birlikte bir döngü içerisinde yavaş yavaş gelişen; bireyin beden, ruh ve sosyal düzenini olumsuz yönde etkileyen bir beyin hatalığıdır.

  Bireyin maddeye ne kadar sürede bağımlı olacağını belirleyen birçok faktör vardır. Kullanılan maddenin türü, saflık oranı, kullanım miktarı, kullanım süresi ve kullanım şekli bağımlılığın seyrini belirleyen unsurlardandır.

   Ayrıca kişinin madde kullanımına başlama yaşının ve karakter özelliklerinin de bağımlılığın gelişmesi üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Dürtüsel, strese ve risk almaya yatkın kişilik özelliklerine sahip olan bireyler daha kısa sürede bağımlı olabilmektedir.

UYUŞTURUCU MADDEYİ BİR KERE DENEMEK İSTIYOUM. ZARARI OLUR MU?
Bireyleri öncelikle kullanıma sonrasında ise bağımlılığa iten birçok gerekçe ve inançları olduğu bilinmektedir. En yaygın gerekçelerden biri ise “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi olarak tespit edilmektedir. Herkes bağımlı olabilir bunun psikolojik ya da sosyal etkenlerle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir.

    Bireyler madde kullanmaya başlamadan önce korku ve merak duygularının aktif olduğu bilinmektedir. Korkusunu yendiği anda merak duygusu ile madde kullanımına teşvik eder. Böylece maddeyi denemek isteyen kişi “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi ile ilk kullanımı gerçekleştirir bu kullanım bağımlılık döngüsünün ilk adımı olarak tanımlanabilir. İlk kullanımdan sonra maddenin ikinci kez kullanımı daha kolay olabilir. Bağımlılık döngüsü ise yavaş yavaş ilerleyen bir kısır döngüdür. Bu döngünün ilerleyen basamaklarında ise birey kullanıma devam eder ve bırakabileceğini düşünür ve zamanla bırakamayacağını anlar.

 Fakat bu döngü, kısır bir döngü olmak zorunda değildir. Sürecin farkında olup, gerekli desteği aldığında; bu döngüyle nasıl mücadele edeceğini de öğrenmiş olur. Bu süreçte uzmanlar tarafından uygulanan psikolojik ve sosyal danışmanlık, motivasyona yönelik çalışmalar ve aile görüşmeleri; bireyin bağımlılığa karşı vermiş olduğu mücadeleyi destekleyen en önemli kaynaklardır.
BAZI UYUŞTURUCU MADDELERİ DENEMEK İSTİYORUM. BİR KERE DENESEM DE MERAKIMI GİDERSEM, SONRASINDA KULLANMASAM OLMAZ MI?
  Bağımlılık bir süreçtir. Kişiler ilk önce maddeyi dener daha sonrasında düzenli kullanım gerçekleşir ve sonunda da bağımlılık meydana gelir. Kişilerin madde kullanmadan önce maddeye ilişkin çeşitli gerekçe ve yargılarının var olduğunu bilinmektedir. Bu düşünce ve yargılar kişinin madde kullanımına sonrasında da bağımlılık hastalığına sebep olmaktadır.

   Bu düşüncelerden en yaygını ise “Bir kereden bir şey olmaz, merakımı gidermeli ve denemeliyim” düşüncesidir. Kişinin merak duygusu sonucunda gerçekleşen madde kullanımı, bağımlılık döngüsüne atılan ilk adımdır. Merak sonucu “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi ile başlayan madde kullanımı, sonrasında “bir daha asla”, “ben bağımlı olmam”, “istersem bırakırım”, “bu meret bırakılmaz”, “bırakmak zorundayım”, “artık bırakacağım”, “bıraktım bir daha başlamam” gibi inanışlarla devam eder ve kişi bağımlılık döngüsünün içine girmiş olur.

     Her maddenin kişi üzerindeki etkisi farklıdır. Bağımlılık potansiyeli maddeden maddeye göre değişim göstermektedir. Bağımlılık gelişimi; maddenin cinsine, saflık oranına, kullanım süresine, kullanım şekline ve kullanan kişinin kişilik özelliklerine göre değişmektedir. Bu sebeple kimin ne zaman bağımlı olacağı bilinmemektedir. Bazı maddeler ise tek kullanımda dahi bağımlılık yapıcı potansiyele sahiptir. Örneğin kokain, metamfetamin gibi uyarıcı maddelerin hızlı bir şekilde bağımlılık yapıcı etkiye sahip olduğu yapılan çalışmalar sonucunda bilinmektedir. “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesinin yerini “Bir kereden çok şey olur” düşüncesinin alması kişiyi bağımlılık yapıcı maddelerden korumaktadır.

AİLEMDE VEYA ÇEVREMDE UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLISI VAR. NE YAPMALIYIM?
Aile üyelerinden bir kişi bağımlı olduğunda bu durum sadece bireyi etkilememekte tüm aileyi etkilemektedir. Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Aile bireyleri aile üyesinin bağımlı olduğunu öğrendiğinde sabırlı ve sakin olmalıdır. Bağımlı bireyden hemen hızlı değişim beklemek yerine onu anlamalı ve dinlemelidir. Bağımlılık bir aile sorunu olduğu için bireyin değişimi kadar ailenin bağımlı bireye yaklaşımı tedavi sürecinde önemlidir. Bağımlı birey bağımlılık süresince aile ve çevreden soyutlanabilmektedir. Bu sebeple içe kapanık olabilir. Unutulmamalıdır ki bağımlılık bir beyin hastalıdır. Bu sebeple madde isteği aile ve çevreden önce gelebilmektedir. Kişinin bağımlılığına dair sebepleri aramak, bağımlı bireyden hesap sormak çözümsüzdür. Bağımlılık süreci öğrenildikten sonra aşağıdaki davranışlarla kişiye yaklaşılmamalıdır. Bunlar:
. Emretmek,
. Eleştirmek ve tehdit etmek,
. Mantığa dayanan açıklamalar yaparak ikna etmeye çalışmak,
. Dini ve ahlaki yargılarda bulunmak,
. Yaralayıcı mesajlar vermek ve baskılamak.
Bağımlı yakına bu şekilde bir yaklaşım olursa kişi anlaşılmadığını düşünerek süreci yakınları ile paylaşma konusunda çekinecektir. Bu sebeple bağımlı yakına yaklaşım şu şekilde olmalıdır:
• Kişi ile iletişime geçmeden önce sakinleşmeli ve panik yapılmamalıdır,
• İletişim kurulduğu esnada kişi madde etkisinde olmamalıdır,
• Yargılamadan iletişim kurulmalı, amacınızın destek olmak ve yardımcı olmak olduğu belirtilmelidir.
• Kişi ile iletişime geçerken samimi, empatik ve gerçekçi olunmalıdır.
• Yaralayıcı mesaj vermeden zor bir süreç olduğu vurgulanmalıdır.
• Eğer kişi tedavi kelimesinden kaygılanıyor ise danışmanlık ifadesini kullanarak; Alkol ve Madde Tedavi Merkezi (AMATEM), Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM) ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) gibi kuruluşlara yönlendirilerek kesinlikle profesyonel destek alınmalıdır.
• Bağımlı bireyin sevdiği ve saygı duyduğu diğer aile üyeleri veya tanıdıkların desteği alınarak bir panel oluşturulabilir.


(ALINTIDIR- YEŞİLAY ORG)

Türkyılmaz CANBAZ
(Emekli Öğretmen)
Yeşilay Bağımlılık Formatörü

Similar Posts

  • SAKSI BAHÇELER

    Gelişmiş ülkelerde ( ki bu gelişmemiş olsa bile mantıklı olanı, doğru olanı budur) Şehirleşme hep tarıma elverişsiz alanlara doğru seyreder. Çünkü tarım alanları bir ülkenin can damarlarıdır. Dağlık taşlık alanları şehir planlamacılar plan projeleriyle yaşanılır hale getirirler.Gelin görün ki bizde tam tersidir vaziyet. Çocukluğumuzda boyumuzca ekinlerine tanıklık ettiğimiz tarlalar, çeşit çeşit sebze ve meyveleri dalından…

  • Hami’nin Hikayesi

    Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde haset fesat bir adam yaşarmış. Onu bunu eleştirir, laf taşır, kulp takar sonra olan biteni keyifle izlermiş. Önceleri oldukça derinden gidiyormuş, bakmış ki, foyası ortaya çıkacak daha derinlere inmiş. Ahali hasede bak demişler, tertemiz oldu. İyilik meleği kesildi. Az bir zaman daha geçmiş. Adamın geçmişte yaptıkları adeta…

  • DUVARDAKİ KÜREK

    DUVARDAKİ KÜREK Tatillerde Dedemin köyüne giderdik, köyde elektrik yoktu, dedemin evi taş duvardan yapılmış küçücük tahta pencereleri vardı, eve girdiğimizde gözlerimiz karanlığa alışana kadar çevremizdeki eşyalar tam seçemezdik, yaklaşık beş on dakika sonra duvardaki ve yerdeki eşyalar seçilir olurdu. Benim en çok dikkatimi çeken duvarda aslı duran kürekti, sanki onun yeri baş köşeydi, dedemden başka…

  • Kamçatka depremi ve Türk Dünyasının Uzak Halklarına Bir Bakış

    8.8 büyüklüğündeki son depremin Pasifik kıyısında tsunamiye yol açtığı Kamçatka’da, Rus yetkililer can kaybı olmadığını ve erken uyarı sistemlerinin etkili çalıştığını bildirdi. Deprem sırasında patlayan Klyuchevskoy Yanardağı ile deprem arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığı açıklandı. Türkiye’den daha büyük bir yüzölçümüne (464.275 km²) sahip olan Kamçatka’da, İtelmenler, Koryaklar ve Evenkler gibi yerli halklar yaşıyor. Bu halkların,…

  • İHANET SÜRECİ NASIL DURDURULUR?

    Üniter ve milli bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti tasfiyeye sürüklenirken, 324 milletvekiliyle Meclis çoğunluğuna sahip olan Cumhur İttifakına (AKP 272, MHP 47, Hüdapar 4, DSP 1) 56 üye ile DEM parti de katılınca tasfiye ekibinin Meclisteki çoğunluğu 600/380 olmuştur. Bu çoğunluk; Mecliste kabul edilecek bir anayasa değişikliğinin halkın onayına sunulması ve halkın kabul etmesi durumunda…

  • Kimlik ve İdeoloji-2

    Kimlik ve ideoloji_öncekinden devamla Yazımızda “Osmanlı Devleti” yerine “Devlet-i ‘Aliyye” kavramını kullandık. Bu konuda aşağıdaki bilgileri vermek yerine olacaktır: Devlet-i ‘Aliyye, XVI. Yüzyıl ortalarından itibaren Osmanlı Devleti anlamında kullanılmağa başlanmışsa da uluslararası antlaşmalarda henüz Osmanlı adına rastlamayız. Örneğin 1699 Karlofça Antlaşkası’nda “Devlet-i Aliyye-i edebpeyvend” tabiri kullanılmıştır. Genelde kullanılan kavramlar şunlardır: “devlet-i aliyye-i Osmâniyye”, “devlet-i Osmâniyye”,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir