İnsanı Yıpratanlar Değil, İnsanı Olgunlaştıranlar

Yaşam ilerledikçe insanın öğrendiği en pahalı derslerin çoğu kitaplardan değil, insanlardan gelir. Gençlikte iyi niyetin herkeste aynı karşılığı bulacağını sanırız. Açık olmanın güven oluşturduğunu, samimiyetin dostluk getirdiğini, doğruların ise her zaman takdir edildiğini düşünürüz. Oysa zaman, bu inançların önemli bir bölümünü sessizce sınar.

İnsan, herkese aynı ölçüde açılmaması gerektiğini yaşayarak öğrenir. Her sözcük herkese söylenmez. Her plan herkesle paylaşılmaz. Her sır her kulağa emanet edilmez. Çünkü bilgi, yanlış kişinin elinde bazen bir silaha dönüşebilir.

Bu yüzden yaşamın öğrettiği bazı ilkeler vardır:

  • Kimseyi iki kereden fazla arama. Gerçekten görüşmek isteyen, sana ulaşmanın bir yolunu bulur.
  • Gerekenden fazla samimi olma. Sınırlarını koruyan insanlar daha az incinir.
  • İstenmeden bilgi verme. Herkes senin iç dünyanı bilmek zorunda değildir.
  • Daha az konuş, daha çok gözlem yap. İnsanlar çoğu zaman sözlerinden çok davranışlarıyla kendilerini ele verirler.
  • Bir sonraki hamleni kimseye gösterme. Sessiz hazırlık, gürültülü vaatlerden daha güçlüdür.
  • Yalnızca doğru olduğuna inandığın şeyi yap. Kalabalığın alkışı vicdanın yerine geçmez.
  • Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen huzur, haklı çıkmaktan daha değerlidir.
  • Sana sürekli kendini açıklamak zorunda hissettiren insanlarla mesafeni koru. Gerçek niyetini anlamak isteyen, tek cümleden bile anlar.
  • Her iyiliğin karşılık bulacağını bekleme. İyilik senin karakterini gösterir; karşı tarafın karakterini değil.
  • İnsanları sözlerine göre değil, zor zamanlardaki davranışlarına göre değerlendir. Maskeler en çok çıkar çatışınca düşer.
  • Başkalarının seni nasıl gördüğünü yönetmeye çalışma. Enerjini kendini geliştirmeye harca; algılar sürekli değişir, nitelik kalıcıdır.
  • Başarılarını sessizce inşa et. En güçlü yanıt, açıklamalar değil ortaya koyduğun sonuçlardır.
  • Bütün bunlar insanı kuşkucu yapmak için değil, bilinçli yapmak içindir. Çünkü yaşam boyunca ilginç bir gerçekle de karşılaşırsın: Hiçbir zarar vermediğin hâlde sana karşı çirkinleşen insanlar olacaktır.
  • Bunun nedeni her zaman sen değilsindir.
  • Kimi zaman insanlar sende, kendilerinin sahip olmak isteyip ulaşamadıkları bir niteliği görürler. Disiplinini, başarını, huzurunu, özgüvenini ya da duruşunu kabullenemezler. Eksiklikleriyle yüzleşmek yerine seni küçültmeyi seçerler. Böylece kendi iç hesaplaşmalarından kaçabileceklerini sanırlar.
  • Fakat başkasının kıskançlığı, öfkesi ya da haksızlığı senin kim olduğunu belirlemez. Seni belirleyen, bunlara nasıl karşılık verdiğindir. Aynı seviyeye inmeden yoluna devam edebiliyorsan, asıl gücün orada ortaya çıkar.
  • Olgunluk; herkese kendini anlatmaya çalışmamak, herkes tarafından sevilmeyi beklememek ve herkesle aynı yolda yürünemeyeceğini kabul edebilmektir. Çünkü yaşam, en çok konuşanları değil; kendini yönetenleri ödüllendirir.

Similar Posts

  • TÜRKÇÜLÜK

    Türkçülük, Türk milletinin köklerine uzanan asil geçmişini bilmesi, bugününe sahip çıkması ve geleceğini aydınlık bir ülküyle inşa etmesi iradesidir. Sadece siyasi bir akım değil, binlerce yıllık Türk tarihinin, dilinin ve kültürünün modern çağda bilimsel aklın ışığında yeniden şahlanışıdır. Millet olmanın bilincine varmak, kendi öz değerleriyle gurur duymak ve bağımsızlık ateşini her daim yürekte taşımaktır. Bu…

  • AĞUSTOS AYININ TÜRK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ;

    Türkler de Ağustos ayının ayrı bir önemi vardır.Ağustos ayı zafer ayıdır.Bunları tarihi akışlara göre sıralayalım:30 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı.Sultan Alparslan komutasındaki Büyük Selçuklu Ordusu büyük zafer kazandı.Bu zaferle birlikte Anadolu Türklere yurt olmaya başladı.11 Ağustos 1473 Otlukbeli Savaşı Fatih Sultan Mehmet ile Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan arasında oldu.Uzun Hasan’ın…

  • Ya Uçağın Kapısı Havadayken Açılırsa

    Sanırım uçakla yolculuk yapan hemen herkesin aklından en az bir kez şu soru geçmiştir:“Ya şu kapı şimdi açılıverirse?” 10 bin metre yüksektesiniz. Uçak saatte yaklaşık 900 kilometre hızla ilerliyor. Dışarıda sıcaklık eksi 50 derecelere kadar düşmüş. Her şey sakin görünürken, yanınızdaki koltuktan bir yolcu aniden ayağa kalkıyor ve kapıya doğru yöneliyor. Ne düşünürsünüz?“Bırak yaaa böyle…

  • DUVARDAKİ KÜREK

    DUVARDAKİ KÜREK Tatillerde Dedemin köyüne giderdik, köyde elektrik yoktu, dedemin evi taş duvardan yapılmış küçücük tahta pencereleri vardı, eve girdiğimizde gözlerimiz karanlığa alışana kadar çevremizdeki eşyalar tam seçemezdik, yaklaşık beş on dakika sonra duvardaki ve yerdeki eşyalar seçilir olurdu. Benim en çok dikkatimi çeken duvarda aslı duran kürekti, sanki onun yeri baş köşeydi, dedemden başka…

  • ŞİİR BAHÇESİNDE YOLCULUK

    Kıymetli öğrenciler, sizlerle bir hayli zamandır şiir çalışmaları yapmaktayız, kurs hocaları olarak bizlerin izlenimi gayet olumlu, her kursta üstüne koyarak ilerliyorsunuz, gerek şiir yazmada gerekse şiir yorumlamada memnuniyet verici gelişmeler gösteriyorsunuz. Bu yeter mi? Elbette yetmez, insanda öğrenme nefes olmak gibi olmalı, durmadan ve istikrarlı bir şekilde devam etmeli, geçen dersimizde sunduğumuz şiir yazma teknikleri…

  • Tipi

    Atmışlı yılların ikinci yarısı Konya eski postane önü köşesi… Yılbaşı kartlarının satıldığı tezgâhın gerisinde yerinde duramayan ortaokul çağlarında bir çocuk, atkısının yetmediği yüzüne kör bir jilet gibi çarpan Konya’nın kuru ayazına karşı çaresiz ve savunmasızdı. Ne olurdu yılbaşılar dini bayramlar gibi bahar ya da yaz günlerinde de olsaydı. Annesinin ördüğü yün çorapları bile buz kesmiş…